Yazı Detayı
15 Ağustos 2017 - Salı 09:30 Bu yazı 175 kez okundu
 
BALKANLARIN KÜÇÜK ANCAK YÜREKLİ ÜLKESİ ARNAVUTLUK (İş ve Yatırım Fırsatları)
Mithat Direk
 
 

Yazılarımı takip edenler çok iyi bilirler değerlendireceğim ülkeye bir yabancı gibi bakarım. Bunun nedeni denizin içinde olan denizi, yapısını dahası denizin büyüklüğünü çok iyi bilemez. Hepimiz izlemişizdir ‘Kayıp Balık Nemo’ çizgi filmini. Nemo da dünyayı sadece kendi akvaryumundan ibaret sanıyordu. Oysa denize düşünce kendi akvaryumunun minnacık bir şey olduğunu gördü. Genelde şirketlerin dışarıdan değerlendirme uzmanları davet etmeleri, onların fikirlerine başvurmalarının ana nedeni budur. Ben de Arnavutluk’a ikinci gelişimde bir değerlendirme yazısı yazarak, ülkedeki iş ve yatırım olanaklarının neler olabileceği konusunu incelemek istedim. İlk gelişimden bu yana yedi yıl geçmiş, o zaman bıraktığım ülke ile şimdiki arasındaki farkları da görebiliyorum… Aslına bakacak olursak ülkeyi derinden değerlendirdiğimde iyi ki Enver Hoca ile komünizm denemesi yapılmış demek geliyor içimden…  Ülkede komünizm geçmişi olmasa geniş caddeler, refah bir kent alanı kurulur muydu? Emin değilim. Zira ülkede gemisini yürüten kaptan misali, alabildiğine kuralsızlık var. Bunu havaalanına geldiğinizden itibaren açıkça görebiliyorsunuz. Komünizm sonrası geçilen demokrasiye dayalı kapitalist sistem, vahşi kapitalizme dönüşmüş durumda… Haklı olanın değil, güçlü olanın haklı olduğu ülkede kuralsızlık başta trafikte görülüyor. Neyse ki komünist sistem insanı odaklayan eğitim ile emniyet kemeri kullanmayı, nizami park etmeyi, trafikte saygılı olmayı, yayaların geçiş üstünlüğünü olduğunu öğretebilmiş. Ancak birdenbire geçiş yapılan kapitalist sistem, üçkağıtçılık olarak niteleyebileceğimiz işini yürüten kaptan misali, insanların dürüst davranması uygulamasını rafa kaldırmış… Neden mi bunu söylüyorum, yaşadığım olaylar sonrasında bende bu fikir oluştuğu için. Örneğin; nerede ise 24 saat kullanılan havaalanlarında, şehir merkezi ile ulaşımında 24 saat esasına göre olması gerekir. Taksi ulaşımından bahsetmiyorum.  Ancak, Tiran havaalanında akşam saatlerinde yalnız taksi ile şehir merkezine ulaşım mevcut. Neden? İkinci husus yaygın biçimde görülen araç kiralama ile ilgili… Avrupa’daki araç kiralama şirketleri burayı da üs tutmuş ve nerede ise yok satacak kadar müşteriye sahipler. Peki, aynı şirketin Almanya’daki uygulaması ile Arnavutluk’taki uygulaması aynı mı? Kocaman bir hayır… Neden, çünkü çalışanlar buradan kendilerine rant sağlamaya çalışıyorlar da ondan… Araç içinde şu kadar yakıt var, teslim edeceğinde bu yakıtı isterim, 10 Euro fazla para vereceksin, uygulaması herhalde bunu açıklamaya yeter…

 

Ülke küçük, 28.748 kilometrekare, 3 milyona yakın nüfus yaşıyor. Bu nüfus ne yapar? Yarısı, tarımdan gelir elde etmeye çalışıyor. Diğer yarısı, hizmetler ve az sayıda bulunan sanayiden… Hizmetler ise taksi, aracılık, ticaret, satış elemanı olma gibi alanlar. Bu nedenle hizmetler sektöründe görülen kuralsızlıkların, standart dışı uygulamaların görülmesinin altında yatan ana faktör bu olsa gerek. İşsizlik çok fazla, neden? Çünkü iş üretimi ve iş üretimine dayalı sektörel gelişmelerin önü açık değil.  Zira başta da ifade edildiği gibi kuralsızlık en fazla ülkede yaşayan insanları etkiliyor. Bu nedenle ülkede yaşayan insanların birçoğu fırsat bulsa ülkeyi terk etme potansiyeline sahip görülüyor. Zaten hemen hemen yurt dışına gitmeyen insan yok gibi… Resmi olmayan verilere göre Arnavutluk’ta yaşayan halkın %80’den fazlası en az bir defa yurt dışına çıkmış ve orada yaşamış. Bunun sonucu olarak da dışarıda hangi dili konuştuğunuz hemen anlaşılıyor.  Biraz da ülkenin doğal kaynakları ve çevresel faktörlerini değerlendirecek olursak; Arnavutluk, İtalya’nın arka bahçesi gibi… İtalya ülkedeki birçok gelişmeyi kontrol edebiliyor ve Arnavutlar İtalyanlardan oldukça fazla etkileniyorlar. Türkiye, son zamanlarda artan TV dizileri, THY ile ulaşımın kolaylaşması sonucu kaptırdığı birinciliği İtalyanlardan almaya çalışıyor. Oysa Arnavutluk, Türkiye için stratejik öneme sahip bir ülke… İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Arnavut asıllı bir şair, İstanbul’da Arnavutköy diye bir yerleşim yeri bile mevcut.  Aynı köyün, aynı kültürün aynı tarihin bir parçasıyız… Bu nedenle ülkenin gelişmesi, ilerlemesi, kalkınması Türkiye’yi ziyadesiyle memnun eder. Nasıl olacak da ülkenin gelişmesi, ilerlemesi sağlanacak?  Bana göre kritik soru burada, belki de köken itibariyle tarımcı olduğum için ülkenin geleceğinin tarımla şekilleneceğine inanıyorum.

 

Öncelikle ülkenin az, ancak kan eksen can bitecek toprakları ve iklimi var. İkinci büyük gücü ise sektörde çalışan kadınlar. Nerede ise ülkeyi Arnavut kadınları ayakta tutuyor demek mümkün. Ülkedeki tarım alanlarını gezerken gördüğüm manzara böyle, hemen her yerde kadınlar başrolde ve çalışan kesimi meydana getiriyor. Komünist sistem erkekleri dumura uğratmış ve tembelliğe alıştırmış. Burada öğrendiğim bir atasözü de bu düşüncemi doğruluyor nitelikte. “Tembel olmaktansa, hasta olmak iyidir” atasözü, görüşümde ne kadar haklı olduğumu kanıtlıyor. Komünist sistem erkekleri dumura uğratarak tembelliğe alıştırmış. Bu nedenle burada nerede ise tüm işi kadınlar yapıyor. Diğer bir deyişle ülkeyi ayakta tutan gücün kadınlardan geldiğini söylemek mümkün… Tıpkı Türkiye’de Karadeniz kadını gibi dağda, taşta, bayırda hemen her yerde kadınların emeğini görebilirsiniz… Yazının başlığını, kadınların gücü sayesinde ayakta duran bir ülke olarak düşünmüştüm. İzlediğim kadarıyla ülkede kadınlar çalışıyor, erkekler ise kafelerde zaman geçiriyor. Zaten nerede ise kafeler ülkesi denecek kadar çok kafe mevcut. Yaygın olarak tüketilen ve bir defa içildiğinde garsonun başınıza dikilip bir daha ister misin diye sormayacağı ve sabahtan akşama kadar oturulabilecek bir sistem mevcut. Çok ucuz 50-150 LEK arasında bir fiyata, Machiato ismi ile satılan kahve sabah başlayan, akşama kadar devam eden uyuşukluğun, tembelliğin simgesi gibi…

 

Ne yapılabilir? Genelde değerlendirmelerim sonucunda bu soruyu kendi kendime soruyorum. Öncelikle ülkenin kalkınma stratejisini belirli konulara odaklamak gerektiğini düşünüyorum. Hangi sektör olursa olsun bunlardan birisinin tarım olması gerekir. Çünkü ülkede çok ciddi bir tarım potansiyeli ve biyolojik çeşitlilik mevcut, bunların turizm ile değerlendirilmesi gerekir. Berat şehrine gittim, UNESCO Kültür Mirası’na sahip yerlerden birisi olan kaledeki perişan durum açıkçası beni üzdü. Sonrasında geldiğim Elbasan şehrindeki mevcut kalenin durumunu görünce, aslında aradığımız gücün hemen yakınımızda olduğunu gördüm. UNESCO’dan ciddi bir destek alan Berat Kalesi’nin neden Elbasan Kalesi gibi değerlendirilemediğini kendime sordum.  Berat Kalesi’ne tırmanırken orada yaşayan bir ticaret kadını (manav-bakkal) güzel bir söz söyledi, “Burada her şey var ancak para yok” dedi. Aynı sözü yıllar önce izlediğim Kaçkar Dağları ile çevrili Maçahel belgeselinde yörede yaşayan bir sakin de aynı sözü söylemişti, onu hatırladım. Maçahel ciddi bir kalkınma projesiydi ve bugün UNESCO Doğal Mirası Koruma alanı içinde burada bulunan sakinler gelir elde edebiliyorlar. Demek ki doğru yönetilebilirse burası da tıpkı Maçahel Kalkınma Projesi’nde olduğu gibi gelişir ve kalkınır. Bu nedenle tarım turizminin kalkınmada öncü rol oynayabileceğini düşündüm.  İkinci olarak kalkınmaya öncülük edebilecek alanın ise doğal tarımsal ürünler olabileceğidir. Her ne kadar çok modern bahçeler, tarlalar, tarımın gereklerine uygun üretim yapılıyor olsa da hala ülkede yaygın bir geleneksellik var ve bu üretim, eğer doğru yönetilebilirse Avrupa zenginlerinin sofrasından gelir olarak Arnavutluk’a akar. Bunun için yapılması gereken sadece yakınımızda olan fırsatları doğru kullanmaktır. Son söz muhtaç olunan güç sadece kendimizde ve bunun doğru biçimde harekete geçirilmesi ile ilerlemek mümkün! 

 
 
 
Etiketler: BALKANLARIN, KÜÇÜK, ANCAK, YÜREKLİ, ÜLKESİ, ARNAVUTLUK, (İş, ve, Yatırım, Fırsatları),
Yorumlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.