Yazı Detayı
21 Ekim 2021 - Perşembe 14:13 Bu yazı 371 kez okundu
 
Mevsimler yas tutup çöller ağlasın
Mithat Direk
mithatdirek@gmail.com
 
 

Bir şarkı vardır “mevsimler yas tutup çöller ağlasın” adında. Mevsimler değişirken neler olduğunu kısacık ömrümüzde anlamak mümkün olmasa da öyle bir çağa adım atıyoruz ki kış günü yazı, yaz günü kışı yaşıyoruz. Sadece bu değil elbet eksiklerimizle hatalarımızla kusursuz olan doğayı değiştirmeye çalışıyoruz. Bunun sonucu olarak dereler taşıyor, fırtınalar bizim aklımızın almadığı ölçüde oluyor. Sonrasında neden oluyor gibi saçma bahanelere sığınıyoruz. Oysa kusursuz olan doğa, insan bu doğanın içinde kusurlu bir varlık. Haliyle kusurlu olan bir varlıktan kusursuzluk beklemek mümkün değil. Dünyanın yaşı yanında zerre olmayacak kadar süren yarım asırlık ömrümde iklimsel değişimi aslında pek fark etmedim ancak zaman zaman anormal iklimsel döngüleri bizzat gördüm. Okurlarımızın hatırlayacağı ölçüde son iki yılda bile iki farklı iklimsel döngüyü hatırlatırsak belki değişimin nasıl bir şey olduğu daha kolay anlaşılır. Bilindiği gibi 2 yıldır dünya genelinde yaşanan virüs salgınının etkileri aşılamanın etkisi ile azalsa da hala devam ediyor. 2020 yılında başlayan salgının eve kapattığı insanlar, rahatlığa alıştı. Adeta sera bitkisi gibi belirli bir oranda sıcaklık-soğukluk içerisinde yaşadılar. Ancak evlerin dışında iklim hiç de öyle olmadı. 28 Mayıs’ta Konya’da kar yağacak şekilde soğuk oldu. Bunun etkisi ile birçok bölgede sebzeler, çimlenmiş olan patatesler üşüdü. Yine 4 Eylül’de bugüne kadar görülmemiş ölçüde sıcak oldu. 2021 yılı ocak ayında 19 derecelik sıcaklıklar bu ayın bahar ayları gibi geçmesine neden oldu. Görüldüğü gibi hemen 1 yıllık geçmiş hatırlandığında bile ciddi bir değişimin ya da alışkın olmadığımız bir ortamın meydana geldiğini gördük. Peki bu tür anormal değişimler daha önceleri de olmuş mudur? İşte can alıcı soru burada. Elbette buna benzer anormal iklimsel farklılıklar bundan 100 yıl önce de olmuş, olmaya da devam ediyor. Bugün bu tür hadiselerin abartılı biçimde dile getirilmesi nedeni iletişim çağındaki anlık tepki olarak açıklanabilir. Öyleyse iklimler değişmiyor mu? Ya da küresel bir kriz yok mu? Buna verilecek cevap aslında çok basit. Bugün dünyanın içinde bulunduğu kapitalist sistem dünyadaki kaynakların sonsuz biçimde sömürülmesi esasına dayanıyor. Bunun sonucu olarak da insanlara sonsuzluk vaat ediyor. Oysa hemen herkes biliyor ki hiçbir şey sonsuz değil. Gerek canlı gerekse cansız tüm varlıkların bir ömrü var ve bu ömür sonunda ölecekler. Birleşmiş Milletlere bağlı Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) raporlarında belirtildiğine göre üretilen gıdanın 1/3’ü doğrudan çöpe gidiyor. Neden? Cevap basit, zira kapitalist sistem bize diyor ki tüketmezsen ben yaşayamam, öyleyse tüketmesen bile satın al ve çöpe at. Bu yazıyı okuyan kimse sadece 1 gün içinde ne kadar gıdayı, suyu ya da enerjiyi boşa harcadığını sorgulasa eminim bunun hiç de azımsanmayacak bir oran olduğunu görecek. Her ne kadar dünya 400 km hızla dönüyor olsa da içinde yaşayan insanın yavaşlaması kaynakların daha dengeli ve sürdürülebilir kullanımına zemin hazırlayacak. Küçük gruplar halinde olsa da kıpırdanmalar minimalist yaşam felsefesi gibi anlayışlar gelişmekte. Sorun insanın birtakım eşyalara sahip olmasında yatıyor. Oysa insan eşyaları kullanmalı, eşyaların kendisini kullanmasına izin vermemelidir. Bugünün sorunu eşyaların insanı da bir meta haline getirmesi ve kullanmasıdır. Tipik örneği hepimizin elinden düşürmediği adı akıllı telefon olan araçların bizleri nasıl kullandığıdır. Bu tür telefonlara sahip olan hemen herkes zamanının ne kadarını ekrana bakmakla geçirdiğini sorgulasın. İşte sistem insanları bu açıdan kullanmakta, onlara daha fazla fikrini aşılamaktadır. Oysa biliyoruz ki insan yaşlandıkça ihtiyaç listesi azalmakta, yiyecekleri, kullanacakları eşyalar da azalmaktadır. Yarım yüzyıllık yaşamım içinde birçok değişimin bizzat şahidi olarak iklimsel değişimleri yaşadım. 13 Mart 1971 yılında Konya’da büyük bir kar fırtınası meydana geldi, bu fırtınada 67 kişi hayatını kaybetti. Oysa son yıllarda nerede ise Konya’da kar bile yağmıyor. 1980 yılında yine Konya’da sel meydana geldi. Tüm bu uç noktaları yaşayan birisi olarak, iklimlerin değiştiğini elbette görebiliyorum. Ancak sorunu iklimlerin değişmesi olarak görmüyorum. Dünya kendi halinde kapalı bir sistem. İçinde bulunan döngünün bu kapalı sistemi bozması değil, ancak kirletmesi mümkün. Nitekim öyle de oluyor. İnsan kısacık yaşamının nerede ise tamamında sürekli koşma ve biriktirme ile meşgul. Bunu yapan da dünyada tek ekonomik düzen olarak adlandırılan kapitalist sistemin kendisi. Sistemin başında ABD var elbette ancak Amerikalıların da bir teorisi var. Her insanın hatta her canlının bir değeri var. Bu nedenle hemen herşeye bir değer biçme söz konusu. İşte bu bakımdan dünyaya da değer biçmeye hatta ütopik olan konulara, hayallere, düşüncelere, oyunlara, hilelere de bir fiyat belirlenmektedir. Burada insanın aklını kullanması ve bu türden fantazilere kapılıp yarın için yarınını feda etmemesi gerekir.

 
Etiketler: Mevsimler, yas, tutup, çöller, ağlasın,
Yorumlar
Haber Yazılımı