Yazı Detayı
03 Şubat 2017 - Cuma 11:42 Bu yazı 1107 kez okundu
 
TARIMDA ENERJİ KULLANIMI VE VERİMLİLİĞİ
Mithat Direk
 
 

Türkiye’de kalkınma ve nüfus artışı kaynaklı yüksek talep artışı son yıllarda da devam etmektedir. Bu durum üretim için gerekli olan enerji talebini de artırmaktadır. Son yıllarda doğalgaza dayalı tesislerin kapasitelerinin Türkiye’nin toplam kurulu güç kapasitesi içerisindeki payı hızla artarken, hidroliğin de içinde yer aldığı yenilenebilir enerji kaynaklarının payının düşmekte olduğu görülmektedir. Yenilenebilir enerji kaynağı olarak bilinen jeotermal, rüzgar ve biyokütle santrallerinin sayısının, ülkemizde, hızla artmasına karşılık, bunların toplam kurulu güç içindeki payları hala çok sınırlı kalmaktadır. Türkiye’nin 1998-2008 döneminde toplam nihai enerji tüketimindeki yıllık ortalama artış oranı %3,81’dir. Aynı dönem içinde bu artışların sanayi sektöründe %3,56; konut sektöründe %3,49; ulaştırma sektöründe %4,07 hizmet sektöründe ise %7,44 civarında olduğu görülmektedir. Bireysel araç kullanımının artması ve hizmet sektöründeki yatırımlardan dolayı son on yılda kaydedilen en büyük artışların bu iki sektörde olduğu dikkat çekmektedir [1]. 

 

Makineleşmeye Bağlı Enerji Kullanımı Artıyor

 

Diğer taraftan tarım sektöründe makineleşmeye bağlı olarak enerji tüketimi hızlı biçimde artmaktadır. Üretim maliyetleri içinde enerji maliyetinin ithalat yoluyla sağlanması nedenleri ile yüksek olması çiftçileri tarımsal üretimde zorlamaktadır. Bu nedenle hükümetin tarımsal üretimi sürdürülebilir kılma ve devamlılığını sağlama bakımından mazota (enerjiye) destek olacağını vadetmesi çok önemli bir politika değişikliğidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta enerjinin optimal kullanılarak verimliliğini artırmak böylece birim üretim başına düşen maliyeti azaltmaktır. Bu konu ile ilgili olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 28-29 Kasım 2016 tarihinde İstanbul’da enerji verimliliğini artırmak amacıyla yaptığı çalıştaya seçilmiş fakültelerden birisini temsilen katılma fırsatı buldum. Çalıştayda, tarım için enerji verimliliğini artırabilecek politika önerileri konularında fikir birliği sağlandı, burada ipuçlarını verecek olursak, tarımda kullanılan enerjinin maliyetini azaltacak ve enerjiyi daha verimli kullanabilmek için birtakım önlemler çiftçilerimizin kullanımına sunulacaktır. Çalıştaya tarım sektöründen 4 ana ziraat fakültesinden temsilciler yanında tarımla ilgili kuruluşlar da katılmışlardır. Üzülerek ifade etmeliyim ki çalıştayda sektörümüzün bakanlığı olan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ilgili birimlerinden kimse yoktu. Buradan anlaşılıyor ki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bile sektörün yüksek maliyetli enerji kullanan makinelerinden rahatsız iken sektörümüzün bakanlığının bu konuda bir çalışması olmaması üzücüdür.

 

Enerji verimliliği, enerji maliyetlerinin sürdürülebilir kılınması, azaltılması ve çevrenin korunması gibi stratejik hedefleri tamamlayan ve bunları yatay kesen bir kavramdır. Sürdürülebilir kalkınmanın öneminin gittikçe daha çok anlaşıldığı günümüzde, enerji verimliliğine yönelik çabaların değeri de aynı oranda artmaktadır. Bu nedenle bütün aşamalarda enerji verimliliğinin geliştirilmesi, bilinçsiz kullanım ve israfın önlenmesi, enerji yoğunluğunun gerek sektörler bazında gerekse makro düzeyde azaltılması ulusal enerji politikamızın öncelikli ve önemli bileşenlerindendir [2].

 

Bugüne kadar enerji verimliliği kapsamında yürütülegelmiş faaliyetlerin değerlendirilmesi sonucunda çıkarılan dersler, çeşitli uygulama noktalarında karşılaşılan güçlükler ve enerji sektöründeki küresel eğilimler ışığında, Türkiye’nin enerji verimliliği alanındaki yol haritasının hazırlanması gereğini kaçınılmaz hale getirmiştir. Tarım sektöründe de enerjinin verimli kullanılmasının üretim maliyetleri üzerinde doğrudan çok büyük etkileri bulunmaktadır. Sözgelimi eski bir traktör ile belirli bir büyüklükteki araziyi 100 liraya, yeni ve daha verimli yakıt kullanan bir traktör ile 80 liraya sürebiliyorsak aradaki fark çiftçinin cebinden çıkan bir paradır. Bu aynı zamanda ülkenin gelişmesine de olumsuz etkileri olan durumdur.

 

Bir birim Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) yaratabilmek için tüketilen enerji miktarını ifade eden Türkiye’nin birincil enerji yoğunluğunun, 1998 Yılı GSYİH serisine göre 2000 yılından 2008 yılına 1998 yılındaki değere göre %0,24 dolar oranında azaldığı, 2007 sonrası enerji verimliliği alanında yaşanan radikal dönüşüm hareketinin de etkisiyle bu azalış eğiliminin son yıllarda daha da arttığı göze çarpmaktadır. Öte yandan ülkemizin elektrik enerjisi yoğunluğunda, 1998 yılı GSYİH serisine göre 2000 yılında, 1998-2008 döneminde yıllık bazda %1,83’lük artış olduğu görülmektedir. Bu durum, bir anlamda elektrik enerjisi tüketimindeki artışın büyük kısmının üretim dışı harcamalardan kaynaklandığını ve enerji verimliliği ile ilgili tedbirlerin geliştirilmesinde elektrik enerjisi talebinin azaltılmasına yönelik çalışmalara önem verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır [1].

 

Su Tüketim Verimliliği

 

Tarım sektöründe kaynak verimliliği ile ilgili önlemler kapsamında su tüketim verimliliği konusunda yapılan çalışmalar şu şekildedir:

Tarım, Avrupa’da önemli bir su tüketim kaynağı olup toplam su tüketiminin yaklaşık %33’ünü kapsamaktadır. Bu oran önemli derecede değişkenlik göstermektedir; ancak sulu tarımda kullanılan tarımsal su tüketimi güney Avrupa’da %80’lere kadar çıkabilmektedir. Güney Avrupa’daki birçok bölgede sulu tarım yüzyıllardır yapılmakta olup ekonomik ve sosyal faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır. Güney Fransa’nın büyük bir kısmı, İtalya, Yunanistan, Portekiz, Kıbrıs ve İspanya’yı kapsayan Avrupa’nın kurak ve yarı kurak alanlarında su sınırlayıcı bir faktör olabilecekken, sulama sayesinde bitkisel üretim yapılabilmektedir. Aynı şekilde Türkiye’de de tarımsal üretimin büyük kısmı sulamaya bağlıdır ve sulama verimliliğinin iyileştirilmesi çok büyük önem arz etmektedir.

Sulama verimliliği toplam sulama randımanıyla ölçülür. Toplam sulama randımanı, su iletim ve su uygulama randımanını içermektedir. Sulama şebekesinin açık ya da kapalı sistem olmasına göre, iletim randımanında büyük farklılıklar bulunmaktadır.  Özellikle enerjiye gereksinimi olan terfili sulama sistemlerinde iletim randımanının yükseltilmesi enerji kayıplarını önemli ölçüde azaltacaktır.

√ Örneğin Yunanistan’da, ortalama taşıma verimliliği toprak kanallarda %70, kaplamalı kanallarında %85, boru hattında ise %95’tir. Tüm AB’de taşıma verimliliğini artırarak sağlanabilecek potansiyel su tasarrufu, topraktan çıkarılan suyun %25’i olarak öngörülmektedir. Bu oran çok büyük bir değeri ifade etmektedir. Aynı şekilde Türkiye’de de sulama verimliliğini artırmak sulanan alanların daha fazla olmasına katkı sağlayacaktır.

√ Avrupa’da daha etkili sulama sistemlerine kademeli olarak geçilmektedir. İspanya’da, 2002-2008 arasında, cazibe (salma) yöntemi ile sulanan arazi miktarı 1,4 milyon hektardan 1 milyon hektara düşmüştür. Aynı dönemde damla sulama yapılan alan 1,1 milyon hektardan 1,6 milyon hektara çıkmıştır. Türkiye’de de salma sulamadan hızla basınçlı sulama sistemlerine geçilmektedir. Bu durum sulama faaliyetlerinde enerji ihtiyacını giderek artırmaktadır.

Tarımsal uygulamalarda yapılan değişiklikler, doğru bitki seçimi gibi faktörler yanında bitkilerin kuraklığa dayanımı ve su ihtiyaçları değişkenlik göstermektedir. Doğru ürün deseninin oluşturulmasının yanında, doğru sulama yöntemi ve yönetimiyle, ayrıca toprak neminin muhafazasına yönelik alınacak tedbirlerle sulama suyu ihtiyacı azaltılabilir. Bu durum tarımsal sulamada kullanılan enerjinin azalmasına yardım edeceği için ürün maliyetleri de düşecektir.

Bu konuda alınabilecek önlemler;

√ Sulama ve sulama zamanı planlaması konusunda, çiftçilerin ve su kullanıcı örgütlerinin eğitimleri ile fazla su kullanımlarının önüne geçilebilir.

√ Daha az su isteyen bitkilere yönelerek, özellikle yağışın yoğun olduğu bölgelerde geleneksel yağmur suyu ile sulama yöntemlerine geçilebilir.

√ Kısıtlı sulama tekniği uygulanabilir, buna göre sistem teorik sulama ihtiyacının altında sulama yapılması ve su tasarrufunun arazideki mahsul kaybını telafi ettiği temeline dayanır. Asmalarda, su tüketimindeki azaltmanın %16,5’dan (yağış olan yıllar) %53’e (yağışsız seneler) değişimi bağlarda hiçbir önemli etki yaratmamıştır.

√ Bitkinin su ihtiyacını takip ederek sulamanın zamanlamasının iyileştirilmesi; önemli su tasarrufu sağlayacaktır. Örneğin Girit’te sulama danışma hizmet birimi; bitkinin türünü ve günlük buharlaşmasını, büyüme fazını, toprak türünü ve yağışları dikkate alarak, çiftçilere telefonla ekinlerin ne zaman ve nasıl sulanacağı hakkında destek vermektedir. Böylece %9-20 arasında su tasarrufu sağlanmış olup çiftçilerin maliyetleri düşürülmüştür.

Suyun sınırlı olduğu bölgelerde arıtılmış atık su, ürün sulamada alternatif bir su kaynağı sağlamaktadır. Adalarda ve sahil bölgelerinde, suyun geri dönüşümü ve denize boşaltılmasının engellenmesi taze suyun geniş ve verimli kullanımını sağlar. Tarımsal su ihtiyacının karşılanması için su geri dönüşümü önemlidir. Tüm bu önlemlerin enerjiye dayandığı bilinmelidir.

 

Tarımsal Atıklar Gelir Sağlıyor

 

Tarımsal atıkların ve yan ürünlerin sürdürülebilir kullanımı ise bir diğer önemli alandır. Tarımsal faaliyetlerde ortaya çıkan beraber-ürünler, yan ürünler ve atıklar, çevresel ve ekonomik bağlamda henüz dikkate alınmamaktadır. Bitki üretiminde çiftliklerde, hasat sonrasında ve pazarlama zincirinde perakende satışta kayıplar yaşanabilmektedir. Son yıllarda saman biyokütle ve beslenme stoku olarak ön plana çıkmakta olup toprağın kalitesinin iyileştirilmesine etkileri açısından potansiyel fayda-zarar dengesine bakılmalıdır.

Bu atıklar gübre olarak kullanılabileceği gibi, biyoenerji veya değerli bir biyoürün kaynağı olarak değerlendirilebilir. Bu durumda ürünlerin çevreye etkileri, hava, toprak ve sudaki emisyon etkileri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Atık zincirinin bütünsel olarak ele alınarak, planlanması önemlidir. Atıkların asgariye indirgenmesinin birçok çevresel ve ekonomik faydaları bulunmaktadır. Tarımsal atıkların yapılan bir hesaplamaya göre 25 milyar doları aştığı görülmüştür. Bu durumda atıkların işlenmesinde tasarruf sağlamanın yanı sıra gelir de elde etmek mümkündür.

Çiftliklerde ortaya çıkan tarımsal atığın miktarının azaltılmasına yönelik çok basit önlemler bulunmaktadır. Örneğin, siloların mümkün olduğunca derin olması üzerine konulacak tabakanın kalınlığını atıkları azaltacaktır. Ayrıca birçok atık ürün tekrar kullanılabilir veya geri dönüştürülebilir: silo plastiği ve plastik ekin örtüsü tekrar kullanılabilir; toprakta çözülebilen atıklar kompost olarak kullanılarak çiftliklere değerli bir besleyici kaynağı yaratılabilir; kağıt ve kartonlar kırpılarak hayvanlara yatak yapılabilir.

Enerji ve tarım üretim sistemlerinin bütünleştirilmesi konusunda ise; Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan BEGG (Biyoenerji ve Gıda Güvenliği)  Hızlı Değerlendirme (HD) yaklaşımı; kolay uygulanabilir metodolojiler ve kullanıcı dostu araçlardan oluşmaktadır ve ülkelere sürdürülebilir bioenerji potansiyelleri, ilgili fırsatları, riskleri ve fayda-zarar dengeleri hakkında ön bilgilendirme sağlar.

• Doğal Kaynaklar - Biyokütle Potansiyel Değerlendirmesi: Ülke ihtiyaçları doğrultusunda potansiyel yiyecek stoku ve bazı durumlarda yiyecek stoku maliyeti

• Nihai Tüketici Enerjisi Seçenekleri - Potansiyel Yiyecek Stoku, Yiyecek Stoku Maliyeti ve Enerji İhtiyaçları: Üretim maliyetleri, yatırım ihtiyaçları, ekonomik karlılık, işgücü ihtiyacı, tedarik yapılan hane halkı sayısı, vb.

17 Mayıs 2016 tarihinde çıkarılan Enerji Verimliliği Ulusal Eylem Planı’nın 250 sayfalık raporunda verilen bilgilere göre tarım sektöründe aşağıdaki önlemlerin alınması öngörülmektedir.

-Tarım makinelerinin ve araçların yenilenmesine yönelik teşvikler

-Sulamada, su iletim randımanının artırılması için kapalı sistemlere, uygulama randımanının artırılması için ise tarla içi basınçlı sulama yöntemlerine geçiş.

-Tarım sektöründe enerji verimliliği projelerinin desteklenmesi.

-Sulamada (PV) güneş enerjisi kullanımına yönelik teşvikler

-Biyoenerji: Enerji elde etmek amacıyla tarım yan ürünlerinin ve atıkların kullanılması

Tüm bu enerji ile ilgili teşvik ve uygulamalar çiftçimize ne fayda sağlayacaktır? Öncelikle zaman ve enerji giderlerinin azaltılmasına somut katkı sağlayacaktır. İkincisi çiftçilerimiz çok daha modern ve teknik makinelerle tarımsal üretimde bulunabileceklerdir. Üçüncüsü ise üretimde standart ve kabul edilebilir sınırlar içinde kaliteli bir üretim gerçekleştireceklerdir.

 
 
 
Etiketler: TARIMDA, ENERJİ, KULLANIMI, VE, VERİMLİLİĞİ,
Yorumlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.