Yazı Detayı
26 Mayıs 2017 - Cuma 10:23 Bu yazı 497 kez okundu
 
Üretimin Başlangıcı; TOHUM
Mithat Direk
 
 

Hayat bir tohumla başladı. Uygun ortamı bulduğunda yepyeni bir bitkinin ortaya çıkmasındaki genetik kodları saklayan bitki parçasına tohum denilmektedir. Bu nedenle tohum, tarım için son derece önemli bir unsurdur. İnsanlar ilk olarak tarım faaliyetlerine tohum seçerek başlamışlardır. Çocukluğumda bir tohum kovamız vardı, her ilkbaharda bu kova ortaya gelir, oradan seçilen tohumlar toprakla buluşurdu… Yaz döneminde de tohumluk seçilen bitkiler, ilk ürünlerinden itibaren belirlenir, onların gövdesine çaput ya da belirteç bir şeyler bağlanır ve sonbahara kadar da o bitkiden ürün toplanmazdı. Aradan geçen 50 yıllık süreç içinde tohumculuk ayrı bir sektör olarak ortaya çıktı. Önceleri amatör olarak seçilen sağlam, güçlü ve iyi olduğuna inanılan tohumlar paketlenerek, tohum kovasında saklama ortadan kaldırıldı, arkasından da insanlara istenilen özellikte tohumlar verildi. Bugün uzak yerleşim yerleri dışında amatör ölçekli olarak tohumları kovada, sandıkta ya da başka yerlerde saklayarak üretim yapmak ortadan kalktı. İnsanların ya da tüketicilerin istedikleri özellikte bitkiler değil, tohum firmalarının belirledikleri özellikte tohumlar ile üretim faaliyetlerinde bulunulmaktadır. Diğer bir deyişle tohum firmaları hangi tür ya da özellikte ürün istiyorlar ise o tohumları çiftçilere vermektedirler.

Türkiye, bugün üretimi yapılan birçok kültür bitkisinin anavatanı konumundadır. Dolayısıyla insanlığın varoluşundan bu yana geliştirilen tohumların gen merkezi üzerinde yaşadığımız Anadolu coğrafyası ve etrafıdır. Hal böyle olunca geliştirilen kültür bitkilerinin en iyi ve seçilmiş formlarının bu bölgede bulunması normaldir. Ancak bu coğrafyaya dışarıdan getirilen kültür bitkilerinin, bu bölgedeki kültür formlarını etkilemesi kaçınılmazdır. Bu nedenle özellikle anavatanı Anadolu olmayan kültür bitkilerinin tohumlarının ıslah edilmiş olarak gösterilmesi, satılması ve dahası onların yöre bitkilerinin üzerinde gösterilmesi çok doğru bir politika olmasa gerekir.

Türkiye’de tarım sektörünü yöneten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bitkisel üretimde verim ve kaliteyi yükseltmek, tohumluklara kalite güvencesi sağlamak, tohumluk üretim ve ticareti ile ilgili düzenlemeler yapmak, tohumculuk sektörünü geliştirmek amacıyla, 2006 yılında hazırladığı 5553 sayılı kanunu çıkartmıştır. Kanun, tohumluk olarak satılan, paketlenen, ıslah edilen, ithalatı yapılan ürünlerin, ticaretini ve üretimini düzenlemektedir. Diğer bir deyişle çiftçinin satın aldığı tohumlukların belirli standartlarda olmasını garanti etmektedir. Kanunun çıkışından bu yana geçen 10 yıldan fazla zaman süresinde sektör çok hızlı bir gelişim göstermiş, özellikle çok uluslu şirketler ticari değeri fazla olan ürünlerde paylarının hızla artırmıştır. Bununla birlikte birçok yeni şirket de kurulmuş ve geleneksel yöntemlerle üretilen ürünlerde tohumlukların geliştirilmesi için çalışmalar yapılmıştır.

Bilindiği gibi kanun yerel ve standart olmayan tohumlukların ticaretini kısıtlamıştır. Zaten eski dönemlerde tohumluk satışı çok yaygın olmayıp, daha çok takas yoluyla değiştirilmekteydi. Bugün ilgili bakanlık, tohumda doğru bilinen yanlışlar ismiyle bir bildiri yayınlanmıştır.

Bu bildiride yer alan sorulardan ilki; Hibrit tohumlar kısır mıdır? İnsan sağlığı açısından riskli midir? sorusudur. Hibrit (melez) tohumlar aslında doğada var olan ve dünya kurulduğundan beri üretilen tohumlar olup, insan eliyle teknoloji kullanılarak arzu edilen amaçlara göre ıslah edilmiş tohumlardır. Islahçılar, pazarın istediği şartlara göre üstün özellikli anaç tohumları melezleyerek daha üstün özellikli yeni bireyler elde ederler. Diğer bir ifade ile üretim, pazara ve pazar isteklerine göre şekillenecektir.

Diğer bir önemli soru ise ülkemizde GDO’lu olan tohum var mıdır? 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu’na göre; ülkemizde genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanların üretimi yasaktır. Ülkemizdeki tohumluklarla ilgili mevcut yasalar GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tohumlukların ülkemizde üretimini ve her türlü ticaretini yasaklamıştır. Bugüne kadar ülkemizde kayıt altına alınmış çeşitler GDO’lu çeşitler değildir. İlgili Bakanlığın resmi ifadesi bu şekildedir.

Ülkemizde sektöre tamamen yabancı firmalar mı hakimdir? Ülkemizde tohumculukla ilgili halen faaliyette bulunan firmaların tamamı kayıt altındadır. Halihazırda bunların sayısı 633 tür. Sermaye durumuna göre; bu firmalardan 614’ü yerli, 16’sı yabancı ve 4’ü de yerli-yabancı ortaklığı şeklindedir. Bu şirketler sadece üretim yapmakla kalmayıp aynı zamanda kendi kaynakları ile yerli çeşitler de geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Tohumda dışa bağımlı mıyız? Bilindiği üzere Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına göre herhangi bir ülkeden teknik engel olmaksızın tohumluk ithalatını yasaklamak mümkün değildir. Bu bağlamda, küresel ekonomiyi yöneten uluslararası ticaret kurallarına tâbi bir ülke olarak; ülkemiz diğer birçok sektörde olduğu gibi, tohumculuk sektöründe de yabancı firmaların yatırımına ve uluslararası ticaret konusunda geçerli kurallar dahilinde diğer ülkelerden tohum ithalatına açıktır. Son 10 yılda ithalatla ihracat arasındaki makas ihracatımız lehine daralma trendini devam ettirmektedir. Örneğin 2002 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı %31 iken 2013 yılında bu oran % 65’e yükselmiştir.

Çiftçilerin kendi tohumlarını üretmesi yasak mıdır? 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu çiftçilerin kendi ihtiyaçları için ticarete konu olmamak kaydı ile yapacakları tohum üretimini kanun hükümlerinden müstesna tutmaktadır. Bu nedenle çiftçilerin kendi tohumlarını üreterek kullanmasında herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır.

Yerel çeşitlerin üretimi yasak mıdır? Tohumculuk Kanunu’nun ruhu, çiftçilerin hizmetine sunulan tohumlukların devletin veya yetki verdiği kurum ve kuruluşların kontrolünde kalite ve verimleri test edilerek onaylanmış tohumluklar olmasını esas almaktadır. Yerel çeşitlerin herhangi bir kontrolden geçirilmeden ve tohumlarla ilgili belirlenen standartlara uygunluğu tespit edilmeden çiftçilere satılması, çiftçilerin karşılaşabileceği mağduriyetler sebebiyle yasaklanmıştır.

5042 sayılı kanun ‘yerel çeşitleri’ olumsuz etkiliyor mu? 5042 sayılı Yeni Bitki Çeşitlerine ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun yalnızca ‘yeni’ çeşitleri kapsayan bir kanundur. Bir çeşidin yeni kabul edilebilmesi için geriye dönük bir yıldan daha yakın bir zamanda ticarete sunulmuş olması gerekir. Dolayısıyla yıllardır geleneksel olarak ülkemizde var olan çeşitler ‘yeni’ olmadığı için kanun kapsamı dışında tutulmaktadır.

Türkiye’de sertifikalı tohum üretimi günden güne artmaktadır. 2013 yılında 743 bin ton sertifikalı tohum üretimi gerçekleştirilmiştir. Çiftçilerin her yıl sertifikalı tohum almak yerine kendi ürettikleri mahsulden ayıracakları tohumu ekebilme özgürlüğü de düşünüldüğünde bu miktar ülkemiz ihtiyaçlarının çok önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Bakanlık tarafından ihtiyaç duyulan türlerde sertifikalı tohumluk üretim ve tüketimini teşvik etmek amacıyla 2005 yılından itibaren çiftçilere Sertifikalı Tohumluk Kullanım Desteği yanı sıra 2008 yılından bu yana tohum üreticilerine de Sertifikalı Tohum Üretim Desteği verilmektedir.

Sonuç olarak denilebilir ki tohum, sadece bitkinin gelecek nesillere genetik kodlarının aktarıldığı bir organ olmayıp, politik, sosyal ve ekonomik etkileri olan bir konudur. Bu nedenle ülke politikalarının yerel ve gen kaynağı Anadolu olan bitkiler üzerinde, onları koruyucu şekilde şekillenmesi şarttır. Milli Tarım Politikası’nın bu bağlamda tohumluk politikasını da içine alarak ülke gen kaynaklarının korunması gerekir. 

 
 
 
Etiketler: Üretimin, Başlangıcı;, TOHUM,
Yorumlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.