Yazı Detayı
30 Nisan 2021 - Cuma 10:26 Bu yazı 1835 kez okundu
 
TARIM ALANLARINDA GÖRÜLEN BİYOLOJİK ÇÖZÜMLER
Kemal Yılmaz
bjkkemalyilmaz@gmail.com
 
 

Dünyada ve ülkemizde son yıllarda tarımda yoğun kimyasal gübre ve pestisit kullanılmaktadır. Kimyasal gübre ve pestisitin bilinçsiz kullanılması sonucu sağlık ve çevre sorunları ile karşı karşıya kalmaktayız. Bunun yanı sıra sık ve aynı veya benzer aktiflerin kullanımı hastalık ve zararlılarda direnç gelişimene de neden olmaktadır.  Tarımda çok fazla kimyasal uygulamalar ile sağlıklı, kalıntısız meyve-sebze elde etmek, bulmak oldukça güçleşiyor. Bilinçsiz uygulanan kimyasal girdiler sadece uygulandığı bölgeyi etkilememekte, yer altı suları, rüzgarlar ile bir bölgeden başka bölgelere taşınabilmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre; A bölgesinde uygulanan bir pestisitin 1-2 kadarlık kısmı orada kalmakta,  1’e yakın kısmı hedeflenen bölgeye gitmekte, 98-99’luk kısım ise çevre faktörleri ile bir kısmı havada asılı kalmakta, rüzgarla hedef dışına taşınmaktadır. Bu durumdan en hızlı etkilenen canlılar arı, balık ve kuşlardır. Doğada tüm canlılar bu durumdan etkilenmekte ancak kimisi doğrudan, kimisi ise doğrudan ya da dolaylı şekilde biz insanlar etkilenmekteyiz. Doğru, uygun ve çevreye zarar vermeden bir şekilde kimyasal girdi kullanmanın birçok yöntemi var. Maalesef kimyasal girdi kullanımında farkında olarak ya da bilinçli şekilde yapılan çok ama çok hata var. Bilinçli bir şekilde kimyasal girdi kullanılırsa, kimyasal girdinin hem doğaya hem de cebimize faydası olur. Ülkemizde 2019 yılı itibari ile 386 adet aktif madde ve 5236 adet bitki koruma ürünü, 505 aktif firma sayısı, 7082 aktif ilaç bayii sayısı vardır. Her yıl olduğu gibi bu yılda da birçok aktif madde yasaklandı ve bazılarına da kısıtlamalar getirildi. Bu durum Avrupa Birliği uyum kapsamı çerçevesinde aktif maddelere yasaklama veya kısıtlamaya devam edilecektir. Durum böyle iken artık yavaş yavaş değil bir an önce biyolojik mücadele etmenleri, biyopreparatlar, biyopestisit, mikrobiyal gübre, tuzak ve feromonlar, böcek cezbediciler gibi biyolojik ürünlerin kullanımına geçilmelidir.

Dünya genelinde tarımda üretim esnasında meydana gelen kayıpların değeri 500-550 milyar civarında, yapılan masraflar ise 400-450 milyar civarındadır. Hem yapılan masrafın yüksekliği hem de yapılan masraflardan istenilen sonuç alınamayarak kayıpların yekünü çok ağırdır. Toprak yapısı da kullanılan kimyasallardan dolayı olumsuz etkilenmektedir. Bu nedenle mikrobiyal gübreler, biyolojik ürünler ve biyoteknik yöntemler kullanılmalıdır.

Bitki koruma alanında biyolojik mücadele denince en çok sözü geçen şüphesiz ki predatör ve parazitoitleridir. Bu canlılar zararlı böcekler ve akarlar ile beslenerek veya zararlı içinde gelişerek onları öldürmektedirler. Bu şekilde doğal dengeyi sağlayarak ilaçsız ve kalıntısız bir mücadele sağlarlar. Ülkemizde de kitle üretimi yapılan unlubit predatör ve parazitoitleri aktif olarak kullanılmaktadır. Bu türler Cryptolaemus montrouzieri Muls. (Col.:Coccinellidae) ve Leptomastix dactylopii How (Hym.: Encyrtidae)’dir.

Yine doğamızda yaygın olarak bulunanan Chrysoperla carnea Steph. (Neur.:Chrysopidae) türü larvaları polifag olup birçok zararlı ile beslenmektedir. Bir sap üzerine tutturulmuş yumurtasını sıklıkla doğada görmek mümkünüdür.

Bir diğer doğada sıklıkla gördüğümüz ve özellikle yaprakbitleri ile beslenen Uğur böceği (Coccinella semptempunctata) (Col.:Coccinellidae) türü önemli bir predatördür.

Chilocorus bipustulatus (L.) (Col.: Cocinellidae) özellikle Turunçgil alanların yoğun olarak bulunur ve önemli kabuklubit predatörüdür .

 

Biyolojik kökenli ürünlerde en çok bakteriler kullanılmaktadır. Bakterilerin azot fikse etme, fosfat çözme fonksiyonları ile bitkilerde büyümeyi teşvik etme, yetiştiricilikte bitkiler için hayati öneme sahip sistemik dayanıklılık mekanizmasını harekete geçirme, hastalık ve zararlılara karşı üretilen enzimler vasıtasıyla hastalık ve zararlılara karşı dirençli olma ve strese karşı dayanıklı olma özellikleri vardır.

Bakteriler, antibiyotik üretimi ile patojen bakterilerin gelişimini engeller, proteaz, selüloz ve kitinaz üretimi ile antifungaldır, fungus gelişiminin en aktif olduğu dönemde yani sporlanmasını ve çimlenmesini önler, hidrojen siyanid üretimi ile nematodlara karşı etkilidir, bitkiye rekabetçi kimlik kazandırır. Dünyada, Agrobacterium radiobacter, Bacillus subtilis, Bacillus thuringiensis, Pseudomonas syringae, Trichoderma harzianum, Pseudomonas fluorescens, Beauveria bassiana, Metarhizium anisopliae gibi biyoajanlara sahip ticari biyopestisitler vardır ve kullanılmaktadır. İnsan ve hayvanda bir hastalık riski oluşturmadığı için en yaygın kullanılan bakteri türü Bacillus subtilis’tir. İnsan ve hayvan sağlığı açısından riskli bakteri türleri de vardır. Bu bakteriler; Botrytis cinerea, Alternaria alternata, Alternaria solani, Penicillium digitatum, Sclerotinia sclerotiorum, Uncinula necator, Fusarium spp., Agrobacterium tumefaciens, Erwinia amylovora, Pseudomonas syringae gibi fungal ve bakteri patojenlerine karşı denemeler ve çalışmalar yapılmakta, bazılarına karşı da ruhsatlı ürünler vardır.

Bu konuda uçucu yağ çalışmalarına da değinmekte fayda var. Uçucu yağ çalışmalarında timol ve karvakrol içeriği ile kekik ön plana çıkmaktadır ve dünyada en çok kekik üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Origanum, Thymus, Thymbra, Satureja, Coridothymus cinsleri kekik olarak adlandırılmaktadır. Burada bitkinin hasat zamanı çok önemli olup, yağ verimi açısından çiçeklenme döneminde hasat edilmelidir. Tabiki bitkinin fenolojik dönemleri, rakım ve iklim faktörlerine göre yağ verimi ve kalitesi değişeceğinden dolayı farklı zamanlarda hasat edilerek, hangi dönemde etkili olacağı ile ilgili çalışmalar yapılabilir. Şu an en iyi verim çiçeklenme dönemi 70 civarlarında olduğu zaman elde edilen yağlardan elde edilmektedir. Origanum acutidens, Origanum rotundifolium, Origanum vulgare, Satureja hortensis, Thymus canoviridis, Thymus fallax, Thymus sipyleus çeşitleri hakkında çalışmalar yapılmıştır. Bu konuda dünyada özellikle Hindistan’da çok çalışma vardır. Ancak her bölgeye ait yağ verimi ve kalitesi çalışmaları yapılmalı ve doğru hasat zamanı tespit edilmelidir.

Ülkemizde çok sayıda uçucu yağın insektisit olarak kullanımına dair çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle depo zararlılarına karşı fumigant ekisi birçok bilimsel makale ile desteklenmektedir.

Arapsabunu, kükürt, Azadirachtin, mineral yağlar, parafin yağlar, kalsiyum polisülfit (Kaliforniya bulamacı ya da Gülleci bulamacı) fungal, bakteriyel patojenlere ve böceklere karşı biyolojik ürünler olarak kullanılmaktadır.

Dünya genelinde ise; funguslarda ise 700’e yakın fungus türü böceklere karşı entomopatojen olarak kullanılmaktadır. Entomopatojen funguslar orantılı nemin yüksek olduğu bölge veya zaman diliminde zararlı popülasyonu karşısında daha iyi sonuç vermektedir. Entomopatojen funguslardan en çok Beauveria bassiana, Metarhizium anisopliae, Isaria fumosorosea türleridir.  Ülkemizde bazı zararlılara karşı ruhsat almış entomopatojen fungus, nematod preperatları bulunmaktadır. Böcek hastalıklarına ait ilk kayıtlar bal arıları (Apis melifera) üzerinde M.Ö. 330-323 yıllarında Aristo tarafından yapılan gözlemler olmuştur. Diğer yandan M.Ö. 2700 yıllarında Çinliler tarafından ipek böcekleri (Bombyx mori) üzerinde bazı hastalıklar keşfedilmiştir. Bu iki böceğe ek olarak Aristo karınca, istiridye ve istakoz gibi diğer önemli organizmaların hastalıkları üzerinde de araştırmalar yapmıştır. Agostino Maria Bassi 1836 yılında Beauvaria bassiana’nın ipek böceklerini hastalandırdığını görmüştür. Böylece mikroorganizmaların mikrobiyal mücadele materyali olarak ilk kullanılmaya başlanması Bassi tarafından olmuştur. Entomopatojen funguslar ağız yoluyla alınması gereken patojenlerin etkisiz olduğu sokucu-emici ağız yapısına sahip böceklerin mikrobiyal mücadelesinde oldukça ön plana çıkmış bir gruptur.

Ülkemizde ruhsatlı olan entomopatojen funguslar, Domates Kök Ur Nematodu,  Batı Çiçek Tripsi, Beyazsinek, Kiraz Sineği, İki noktalı örümcek, Pamuk Yeşil Kurdu zararlılarına karşı kullanılmaktadır. Ancak bilindiği gibi bu ürünlerin tamamının menşei yurtdışıdır ve dolayısıyla ithal edilen ürünlerdir. Bu noktada belki yerli entomopatojen ürünlerin geliştirilmesi ve ticari olarak ulaşaılabilirliliğin artırılması ile, entomopatojen ürünlerin hem zararlılar üzerindeki etkinliğini arttıracak hem de ülkemizin ekonomik kaynaklarının dışa aktarılmasının önüne geçebilecektir.

Dünyada ve ülkemizde biyopestisitlere ve biyolojik ajanlar üzerinde birçok çalışma yapılmaktadır. Özellikle biyopestisit çalışmaları çok emek isteyen, uzun soluklu çalışmalar olup, bütün sonuçlar olumlu gitse bile ürünün piyasaya sürülmesi ve piyasada kabul görmesi en kritik eşiktir. Burada devreye özel sektör girmesi ile üründe ruhsatlandırma çalışması yapılmasıyla piyasada satışı yapılmalıdır. Aslında bu konuda tek başına çalışan uzman kişilerin emek ve çabası yetmiyor, en zorlu kısım piyasa kısmıdır. Çiftçilere, bayilere, danışmanlara vb. bu sektörde yer alan ve söz sahibi olan herkese bu ürünleri kısacası Biyolojik ve Biyoteknik Mücadeleyi anlatmak, sonuçlarını göstermek, deneme çalışmaları ile elde edilen başarıları kanıtlanmasına izin verilmeli, şans tanınmalıdır. Bu konuda üniversitede ve enstitülerde çalışan çok değerli araştırmacılar var. Bu kişilerin çalışmalarına maddi, manevi destek verilmeli ve çalışanlar çalışmalarının sonuçlarını görebilmeliler.

 

KAYNAKLAR

Anonymous, 2008. Zirai Mücadele Teknik Talimatları, Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Ankara.

Anonymous, 2017. Entegre Mücadele Teknik Talimatları, Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Ankara.

Başer, K.H.C., 2001. “Her Derde Deva Bir Bitki Kekik”, Bilim ve Teknik, Mayıs, 2001, 74-77s.

Baydar, H., 2013. Tıbbi,Aromatik ve Keyf Bitkileri Bilimi ve Teknolojisi, SDÜ Yayın No:51, Isparta.

Kotan, R., AND Sahin, F., 2002. Bitki hastalıkları ile biyolojik mücadelede bakteriyel organizmaların kullanılması. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. 31(1): 111-119.

Kotan R., 2020. Tarımda Biyolojik Çözümler, Harman Yayıncılık.

Öztürk, N., Basım, E., ve Basım, H., 2017. Tarımda mikorizal fungusların etkinliği. The Journal of Fungus. 8(1):20-34.

Tüik, 2020.

 

 
Etiketler: TARIM, ALANLARINDA, GÖRÜLEN, BİYOLOJİK, ÇÖZÜMLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı